Nezaket Bir Ruhtur...
05-09-2026
14:05
Nezaket Bir Ruhtur…
Nezaketi gerçekten kaybettik mi, yoksa birbirimizi fark etmeyi mi unuttuk?
Son zamanlarda bunu daha çok düşünmemiz lazım, öyle değil mi?
Hayatımız hızlandı, iletişim şeklimiz değişti, teknoloji hayatımızın tam ortasına yerleşti. Uyaranlar çoğaldı. Günlük hayatın içinde; konuşmalarda, trafikte, bir kafede, asansörde, alışveriş yaparken, bazen bir kapıdan geçerken, bazen de telefon ekranının ardında düşünüyorum bunu. Hayatımız hızlandıkça birbirimize ayırdığımız dikkat de sanki biraz azalıyor.
Oysa nezaket yalnızca “lütfen” demek, teşekkür etmek, özür dilemek, kapıyı tutmak ya da doğru hitap şeklini bilmek değildir.
Günaydın demeden önce, o söze bir gülümsemenin ne kadar kıymetli olduğunu bilmektir.
Kapıyı tutmaktan önce, arkadan geleni fark etmektir.
Teşekkür etmekten önce, yapılan iyiliğin değerini bilmektir.
Özür dilemekten önce, karşımızdakini incitmiş olabileceğimizi görebilmektir.
Çünkü davranış, ancak arkasında bir düşünce ve incelik varsa anlam kazanır.
Konfüçyüs’ün de söylediği gibi: Nezaket, insanın yüzündeki gülümseme, dilindeki tatlılık ve hareketlerindeki ölçüdür.
Bence bu söz nezaketi çok güzel anlatıyor. Çünkü nezaket, ezberlenmiş davranışlardan çok, insana, çevreye ve hayata karşı farkındalıkla bakabilme biçimidir.
Nezaketin içinde merhamet, samimiyet, naiflik, tevazu vardır. İnce bir ruhtur, gösterişsiz saygıdır. Karşımızdaki insanın sınırlarını bilmektir, güçlüyken nazik olabilmektir.
Susamış bir canlıya bir kap su vermek, kedisi ölmüş birisine taziyeye gitmek, bir çocuğa gülümsemek, bazen de hiç tanımadığımız bir insanın hayatına küçücük bir incelikle dokunmaktır.
Çünkü nezaket ruhun zarafetidir.
Ve belki de bugün yeniden öğrenmemiz gereken şey, birbirimizi ve o nezaket ruhunu fark etmektir.
Şerife Öztürk Ersin
İletişim Uzmanı
Duruşunuzla parlayarak iz bırakın.